Bazı kitaplar vardır; yayımlanmak üzere değil, karşımıza çıkmak üzere yazılmış gibidir. Onları ilk gördüğünüz anda, bunun yalnızca bir editoryal süreç olmayacağını, aksine sizi hem zihinsel hem duygusal olarak dönüştürecek uzun bir yolculuğun eşiğinde durduğunuzu hissedersiniz. Ben Görevdeyken benim için tam olarak böyle bir kitaptı. Kadim Yayınları için olduğu kadar, kendi editörlük serüvenim açısından da geri dönüp baktığımda özel bir yerde duracağını daha en başından biliyordum.
Kitapla ilk karşılaştığım anda, tereddütsüz bir refleksle telif ajanslarıyla temasa geçtim. Kısa süre içinde öğrendim ki kitabın Türkiye’de bir temsilcisi yoktu. Bu durum süreci kolaylaştırmak bir yana, onu daha da karmaşık ve çetin hâle getiriyordu. Ama aynı zamanda tam da Kadim Yayınları’nın sevdiği türden bir zorluktu bu: sabır, ısrar ve inanç isteyen bir yol. Araştırmalarım beni kitabın İngiltere temsilcisi olan The Wylie Agency’ye götürdü. Yazdım… Hızlı bir geri dönüş aldım. O an hissettiğim sevinç, bu kitabın bizi seçtiğine dair içimde beliren ilk güçlü işaretti.
Teklifimizi ilettiğimizde sürecin hiç de kolay olmayacağı açıkça ortaya çıktı. Ajans, Türkiye’den birçok yayınevinin kitabı talep ettiğini ve nihai kararı bizzat Sayın Jens Stoltenberg’in vermek istediğini bildirdi. İşte o noktada, bir yayınevi yöneticisi olmanın ötesinde, bu kitabı gerçekten isteyen bir editör olarak kalemi elime aldım. Kadim Yayınları’nın kim olduğunu, 2004’ten bu yana nasıl bir düşünsel hattı inatla ve titizlikle ördüğümüzü, yayımladığımız eserleri, aldığımız telifleri ve en önemlisi bu kitabı neden bizim yayımlamamız gerektiğini anlatan uzun bir mektup yazdım. Bu kitabın yalnızca kataloğumuza değil, yayın kimliğimize de ait olduğunu anlatmaya çalıştım.
Kısa bir süre sonra gelen olumlu yanıt, yayınevinin içinde sessiz ama derin bir sevinç dalgası yarattı. Ben Görevdeyken’in Türkiye telif haklarını almıştık. O an çok netti: Bu, sadece bir yayın başarısı değil; büyük bir sorumluluğun ve uzun bir emeğin başlangıcıydı.
Ardından çeviri süreci başladı. Çevirmenimiz Mahmut Sakal, kitabın İngilizce baskısını gördüğünde kendi kendine “Acaba Türkiye’de kim yayımlayacak?” diye düşünmüş. Ben kendisine ulaşıp bu kitabı çevirip çeviremeyeceğini sorduğumda yaşadığı şaşkınlık ve heyecan, benim hissettiklerimin neredeyse birebir karşılığıydı. Bu karşılaşma, kitabın doğru zamanda, doğru ellerde olduğunu bir kez daha gösterdi bana.
Çeviri ve editoryal sürecin ardından, yayınevi sahibimiz dâhil olmak üzere tüm ekip olarak yoğun ve yorucu bir tasarım aşamasına girdik. Kapak, mizanpaj, kâğıt, baskı… Her detayda, bu kitabın taşıdığı tarihsel ve siyasal ağırlığın görsel karşılığını aradık. Matbaayla yapılan uzun görüşmeler, yaşanan aksaklıklar ve son dakika düzeltmeleri süreci zaman zaman zorlaştırsa da tek bir hedefimiz vardı: Bu kitabı hatasız ve layıkıyla okurla buluşturmak.
Çünkü Ben Görevdeyken, sıradan bir hatırat değil. NATO’nun en kırılgan ve en belirleyici dönemlerine içeriden bir bakış sunan, küresel güvenlik mimarisinin nasıl kurulduğunu ve nasıl sarsıldığını anlatan çok kıymetli bir tanıklık metni. Türkiye’ye dair bölümleri ise kitabı bizim için daha da anlamlı kılıyor. Türkiye’nin NATO içindeki konumu, kriz anlarındaki rolü ve uluslararası diplomasi sahnesindeki ağırlığı, bu kitapta doğrudan birinci ağızdan aktarılıyor.
Bugün bu kitabı elime aldığımda, yalnızca basılı bir eser görmüyorum. Aylar süren emeği, yazılan mektupları, kurulan cümleleri, yaşanan tereddütleri ve sonunda gelen büyük tatmini görüyorum. Son günlerde yayınevinde hem derin bir heyecan hem de güçlü bir duygusallık hâkim. Çünkü bazı kitaplar yayımlanır, bazıları ise zamanın tanığı olarak raflara bırakılır.
Ben Görevdeyken, Kadim Yayınları’nın dünyaya bakışını, yayıncılık anlayışını ve entelektüel iddiasını taşıyan çok özel bir kitap. Benim içinse, editörlük hayatımda dönüp baktığımda “ne mutlu” diyeceğim, gururla anacağım önemli bir eşik.
Elvan Aytekin
Yönetici Editör